-
  • Mimar Sinan’ı Anlatan “Ustam ve Ben” Yazarına Eleştiri

    Mimarlık ile ilgili haberlerin ve yazıların yer aldığı Arkitera isimli sitede Elif Şafak’ın “Ustam ve Ben” isimli kitabında yer alan sanat tarihi ve mimarlıkla ilgili hatalar ile ilgili bir yazı yayınlandı.

    mimar sinan5

    Arkitera’da Mehmet Berksan tarafından kaleme alınan “Mimar Gözüyle Elif Şafak’ın Son Romanı: Ustam ve Ben” başlıklı yazıda Elif Şafak’ın romanı için, “Ülkemizde kitapları en çok satan yazar, 3 yıllık bir araştırmanın sonunda yazdığı kitapta, koskoca Selimiye’nin kubbesine dam derse, külhanı kazan dairesi zanneder, saray arsasını çorak arazi diye niteleyip, koskoca padişaha törenleri meydanın ortasında izlettirir, daha o dönemde olayların geçtiği sarayın adını dahi yanlış zikrederse bu neyin göstergesidir acaba? Ben bulamadım, varın siz düşünün biraz da…” ifadelerini kullandı.

    Mehmet Berksan, “Ustam ve Ben” romanında yer alan hatalı cümleleri ve bulundukları sayfaları belirterek doğru olan bilgilere yazısında yer verdi.

    İşte o yazının tamamı:

    “Elif Şafak’ın son romanı Ustam ve Ben’i, merkezinde 16.yy İstanbul’u ve Mimar Sinan olduğunu duyar duymaz merakla aldım ve

    +Devamını Oku

    Mimar Sinan’ın Yaşamı ve Sanatçı Kişiliği

    On yedi yıl yeniçeri olarak çalıştıktan sonra 1538 yılında başmimarlığa atanan ve ö^n- ceye kadar elli yıl kesintisiz bu makamda kalarak Kanunî Süleyman,*11. Selim ve 111. Murad zamanlarında Osmanlı klâsik mimari üslubu ile özdeşleşmiş olan Sınan bin Ab- dülmennan, dünya yapı sanatının gelmiş geçmiş en büyük ustalarından biridir.

    mimar-sinan

    Çağdaşları ona saygı ile “Koca Sinan” diyorlardı. Avrupa’dan esen barok rüzgârları onun bıraktığı izleri dağı tınca ya kadar yüzlerce Osmanlı mimarı, gösterdiği yolda yürudu. Ounu- müzde, Türk kültürünün başlıca simgelerinden biri sayılmaktadır.

    Sinan çocukluğunda,devşirme olarak yeniçeri ocağına alınmış, İstanbul’da eğitim görmüştür. Devşirme çocukların önceleri yalnızRumeli’denalmdığını göz önünde tutan bazı yazarlar, onun Arnavut, Bulgar, Sırp, Yunan, hattâ Avusturya kökenli olduğunu ileri sürmüşlerdir. Oysa, XV. yüzyıl ortalarından başlayarak devşirme sisteminin Anadolu’ya da uygulandığı bilinmekte, w kaynaklar Sinan’ın Rumeli’den değil Anadolu’dan geldiğini göstermektedir. Ermeni asıllı bir Anadolu çocuğu olduğu iddiası da geçersizdir. Daha sonraları bu kural değişmiş ise de XVI. yüzyıl başlarında Ermeniler devşirmenin dışında tutuluyor, Yeniçeri Ocağına alınmıyorlardı.’5
    Aslında Sinan’ın etnik kökeni üzerinde fazlaca durmanın bir önemi ve gereği de yoktur. Çünkü Kühnel’in haklı olarak dikkatleri çektiği gibi, Sinan’ın eserleri en küçük ayrıntıya kadar o denli Türktür ki, onun Arnavut mu Rum mu olduğu tartışması tamamiyle yersiz olur.

    XVI. yüzyıla ait kaynak ve belgeler Sinan’ın Kapadokyalı olduğunu ortaya koyuyor. Risa- let üi-Mi’mariye’de ona Sinan-ı Kayseri denildiği gibi ,17 1585-6 (H. 994) tarihli vakfiyesinde,18 Sinan’ın Kayseri’de oturan erkek kardeşini -ya da erkek kardeşlerinden birini

    +Devamını Oku

    Selimiye Camii’nin avizesi Dağcıların yardımıyla söküldü

    Selimiye Camisi’nde bakım ve onarım çalışmaları nedeniyle yerinden çıkarılması gereken avizenin bağlantı demiri, arama ve kurtarma ekiplerinin iki saatlik çalışması sonucu söküldü.

    selimiye camii avizesi

    Edirne Valisi Arif Paşa tarafından 1890′da Selimiye Camisi’ne armağan edilen avize, bakım ve onarım çalışmaları kapsamında Edirne Valisi Hasan Duruer’in talimatıyla Edirne Arkeoloji ve Etnografya Müzesi restoratörleri tarafından iskele yardımıyla yerinden çıkarıldı.

    +Devamını Oku

    Mimar Sinan’ın kafatasına ne oldu?


    Mimar Sinan Anadolu tarihinin gelmiş geçmiş en büyük eserlerine imza atmış, zamanın Osmanlı baş mimarı ve inşaat mühendisidir. Kayseri’nin Ağırnas köyünde dünyaya gelen Sinan, 1511′de Yavuz Sultan Selim tarafından İstanbul’a getirilmiş. Ağırnas köyünün de Rum ve Ermeni’lerin yaşadığı bir köy olması münasebetiyle, Sinan’ın etnik kimliği yıllarca tartışmalara sebep olmuş.
    Abdulmennan oğlu Sinan , Mimar olarak Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferine katıldı. 1521 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın Belgrad Seferine Yeniçeri olarak katıldı. 1522′de Rodos Seferine Atlı Sekban olarak katılıp, 1526 Mohaç Meydan Muharebesi’nden sonra, gösterdiği yararlıklar sebebiyle takdir edilerek Acemi Oğlanlar Yayabaşılığına (Bölük Komutanı) terfi ettirildi.Sonraları Zemberekçibaşı ve Başteknisyen oldu.
    1533 yılında Kanuni Sultan Süleyman’ın İran Seferi sırasında Van Gölü’nde karşı sahile gitmek için Mimar Sinan iki haftada üç adet kadırga yapıp donatarak büyük itibar kazandı. İran Seferinden dönüşte, Yeniçeri Ocağı’ nda itibarı yüksek olan Hasekilik rütbesi verildi. Bu rütbeyle, 1537 Korfu, Pulya ve 1538 Moldavya seferlerine katıldı. 1538 yılındaki Karaboğdan Seferinde

    +Devamını Oku

    Mimar Sinan’ın Yalova’daki Tek Eseri Rüstem Paşa Camii Restore Ediliyor

    Mimar Sinan’ın Yalova’daki Tek Eseri Ayağa Kaldırılıyor

    Mimar Sinan’ın Yalova’daki tek eseri olarak bilinen Rüstempaşa Camii’nin restorasyonu sürüyor. Caminin 17 Ağustos Marmara depreminde yıkılan minaresi ise 14 yıl aradan sonra yükselmeye başladı.

    17. asırda Rüstem Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılan Rüstempaşa Camii restore ediliyor. Yalova’da Mimar Sinan’ın yaptığı tek Osmanlı dönemine ait cami 17 Ağustos Marmara depremine kadar ibadete açık tutuldu. Ancak depremde minaresinin yıkılması ve caminin de hasar görmesi üzerine tarihi mabet sadece kadınlar mescidi olarak kullanılmaya başlandı. Bir süre önce restore edilmeye başlandı. Sonradan eklenen bölümler yıkılıp binanın taş duvarları kumlama yöntemi ile temizlendi. Restorasyon çalışmaları hızla devam ediliyor. 14 yıl önce meydana gelen depremde yıkılan minare de yeniden inşa ediliyor.

    +Devamını Oku

    Mimar Sinan ile Mihrimah Sultan Aşkı Gerçeği

    Mihrimah Sultan

    Mihrimah Sultan

    Son zamanlarda internette birkaç tane Mimar Sinan efsanesi dolaşıyor ve bunlardan en popüleri Mimar Sinan’ın Mihrimah Sultan aşkını konu alıyor. Bu şehir efsanesi o kadar yaygın ki gazetelerden Türkçe ve İngilizce Vikipedi’ye kadar her yerde değişik metinlerle karşınıza çıkıyor. Eğer bu efsane daha önce sizin bilgisayarınıza uğramadıysa neye benzediğini şu örnekten görebilirsiniz:

    Kanuni Sultan Süleyman’ın kızı Mihrimah Sultan on yedisine bastığında, iki kişi onunla evlenmek ister. Mihrimah, yani Mihrü Mah, Farsca’da “Güneş ve Ay” anlamına gelir. Kızla evlenmek isteyenlerin biri Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa diğeriyse Mimar Sinan’dır.

    Padişah kızını Rüstem Paşa’ya verir.

    Koca Sinan evlidir, ellisindedir ve de Mihrimah Sultan’a deliler gibi aşıktır! Gerçi sevdiğine kavuşamamıştır ama, aşkını, olanca güzelliğiyle sanatına yansıtmıştır. Üsküdar’a, Saray’ın isteğiyle elbet, 1540

    +Devamını Oku

    Mimar Sinanın Eserleri ve Hayatı Kısaca

    Mimar Sinan (Cırlavuk ya da Ağırnas köyü Kayseri,1489/1490 – istanbul,1588). Mimar Sinan Yavuz Sultan Selimin oldugu zamanlarda devşirme olarak istanbul’a getirildi. Mimar Sinan Zeki , genç ve dinamik yapisi ile seçilenler arasinda oldu. Saraya verilen çocuklar içinde mimarliğa özen saldi.
    Vatanin bağlarina bahçelerine su kanallari yapmak kemerler meydana getirmek istedi. Mimar Sinan Mahir ustalari izninde Hanlar, Çesmeler ve Türbe inşaatinda çaliştir. Mimar Sinan 1514 Çaldiran Savaşi, 1517 Misir Seferlerine katildi. Kanuni Sultan Süleymanin Olduğu zamanda yeniçeri olarak alindi. Ve 1521 Belgrad Seferine, 1522 Rodos Seferinde bulundu. ve Atli Sekban Oldu.

    1532′de Alman, 1534′de Tebriz ve Bağdat seferlerinden dönüşte “Haseki” rütbesi aldı. Bağdat seferinde Van Kalesi Muhasarasında, göl üzerinde nakliyat yapan kalyonlara top yerleştirdi.Korfu, Pulya (1537) ve Moldovya (1538) seferlerine katılan Mimar Sinan, Moldovya (Kara Buğdan) seferinde Prut nehri üzerine onüç günde kurduğu köprü ile Kanunî Sultan Süleyman’ın takdirini kazandı. Aynı sene başmimarlığa yükseldi.

    Mimar Sinan, katıldığı seferlerde Suriye, Mısır, Irak, İran, Balkanlar, Viyana’ya kadar Güney Avrupa’yı görüp mimari eserleri inceledi ve kendisi de birçok eser verdi. İstanbul’da devrin en meşhur mimarları ile Bayezid Camii’nin ustası Mimar Hayreddin ile

    +Devamını Oku

    Mimar Sinan’ın Türbesi Susuz Kaldı

    Mimar Sinan, mühendislik ve mimarlık dehasıyla İstanbul’un su sorununu çözmüştü.Geriye bıraktığı eserler sahip çıkılmayınca Sinan’ın türbesi susuz kaldı.

    Arkasında bıraktığı 340 eserle adını tarihe yazdıran Mimar Sinan, mühendislik ve mimarlık dehasıyla İstanbul’un su sorununu çözmüştü.

    Ne var ki susuz bir evde vefat eden Mimar Sinan’ın şimdi de türbesinde sular akmıyor. Türbe, usta mimarın ‘Kalfalık eserim’ dediği Süleymaniye Camii’nin Haliç’e bakan tarafında bulunuyor.

    Ancak, kabristanında bulunan 4 sebil çeşmesinin sökülmesi nedeniyle İstanbul’u suyla buluşturan Koca Sinan’ın türbesinde su yok. Tarihi kaynaklarda türbenin önünde sebillerden bahsedilmesine rağmen, bu çeşmeler günümüze kadar ulaşamadı. Türbenin iki sokağı birleştirdiği köşesinde bulunan 4 sebilin çeşmeleriyle birlikte yerinde olmadığı görülüyor.

    Mimar Sinan Türbesi’nin 1922 ve 1938 yıllarında yenileme çalışmalarının ardından son restorasyonu 2011 yılının sonunda

    +Devamını Oku

    Mimar Sinan ABD basınında

    ABD’nin saygın gazetelerinden New York Times (NYT), Mimar Sinan’ın mimari eserlerine tam sayfa ayırdı.

    Gazetenin haftasonu çıkan gezi ekinde, Andrew Ferren tarafından kaleme alınan, “Türkiye’nin İlk Yıldız Mimarının Peşinde” başlıklı yazıda, 300’ün üzerinde mimari esere imza atan Mimar Sinan’ın, sadece Türkiye’nin değil, belki de dünyanın ilk “Yıldız Mimarı-Starchitect” olduğu belirtildi.

    Yazıda İstanbul’u ziyaret eden ve Mimar Sinan’ı tanımayan Batılı turistlere bilgi veren tur rehberlerinin, Mimar Sinan’ı aynı dönemlerde yaşayan İtalyan heykeltraş ve mimar Michelangelo ile karşılaştırdıklarını, oysa bu tür bir karşılaştırmanın aslında Mimar Sinan’a haksızlık olduğu vurgulandı. Mimar Sinan’ın, Belgrad’dan Mekke’ye kadar bugün hala ayakta olan ve hergün kullanılan yüzlerce eserinin bulunduğunu belirten gazete, “Sinan’a dünyanın ilk yıldız mimarı diyebilirsiniz” ifadesine de yer verdi.

    +Devamını Oku

    Mimar Sinan’ın mirası AİHM’lik oldu


    Bilirkişi, ‘Mimar Sinan torunuyuz’ diyen ailenin, Mimari Sultani Sinanuddin Atik Yusuf Bin Abdullah Vakfı’na kayıtlı mallardan alacağını 2.2 milyar olarak tespit etti. Torba yasa, vakıf fazlalarına ait ödemelere 5 yıl sınırı getirince aile AİHM’e başvurdu
    Büyük Usta Mimar Sinan, AİHM gündemine giriyor… Mimari Sultani Sinanuddin Atik Yusuf Bin Abdullah Vakfı’na kayıtlı gayrimenkuller üzerinden hak iddia eden ve Sinan’ın torunları olduğunu savunan Yönel Ailesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne karşı yürüttüğü

    +Devamını Oku