Şah Sultan Camii

Şah Sultan Camii Eyüp Sultan pierreloti mezarlığının tam karşısında haliç deniz kıyısında bulunmaktadır. Camiinin yapımı için bu bölgenin seçilmesindeki sebep, Şah Sultan tarafından Musliheddin Musa Efendi için yaptırılmış harem, tekke, mektep, türbe ve derviş bölümlerinden meydana gelen yapılar topluluğunun bulunmasıdır. Şah Sultan bu yapılara ek olarak Osmanlı imparatırluğunun Baş Mimarı, Mimar Sinan’a Şah Sultan Camiini yaptırmıştır. Kare planlı almaşık taş duvar örgüsüne sahip olan yapının çatı bölümü ve son cemaat bölümü ahşap malzeme kullanılarak yapılmıştır. Şah Sultan Camii 190 yıl sonra meydana gelen 1766 depreminde yıkılmıştır. Daha sonra Sultan 2. Mustafa döneminde uygulanan Restorasyon sonrasında yenilenmiştir. Bir başka Restorasyon çalışmasını ise 1812 yılında Sultan 2. Mahmut döneminde uygulanmıştır. Caminin güneydoğu bölümünde eklenen türbe (1812) Merkezzade Şeyh Ahmet Efendiye aittir.

+Devamını Oku

Rüstem Paşa Medresesi

Mimar Sinan tarafından inşa edilen Rüstem Paşa Medresesi, Osmanlı Padişahı Kanuni Sultan Süleymanın kızı Mihrimah Sultan ile evlenerek Kanuninin damadı olan Rüstem paşanın isteğiyle yaptırılmıştır. Medresenin yapım yılı kitabesinde 1550-1551 yılları arasında yazıyorsada Atai’de inşa tarihi 1547-1548 yıllarını göstermektedir. Mimar Sinan bu medresenin plan tipini 1488 yılında inşa ettiğini Kapı Ağası Medresesinde uygulamıştır. Sekizgen plan şemasına sahip olan medresenin boyutları 42m x 43m’dir. Kapı Ağası Medresesinin benzeri olmasına rağmen Mimar Sinan bu medresede farklı mimari çözümlerleriylede yapıya yorumunu katmıştır. Sekizgen çapa sahip olan yapıda revakların arka bölümlerine 22 oda yerleştirmiştir. Kareden sekizgene geçişi sağlayan köşe odalar Mimar Sinan tarafından sadece Rüstem paşa medresesinde uygulanmıştır. Osmanlıdan günümüze ulaşan bu yapı boyutları, yapımı ve görünüşüyle Mimar Sinanın yaptığı gösterişli Osmanlı eserlerindendir.
Rüstem Paşa Medresesi günümüze ulaşıncaya kadar pek çok restorasyon çalışmasından geçirilmiştir. (1843,1868,1893,1903,1916 ve son olarakda 2009’da başlatılan Restorasyon çalışmaları yapının günümüze özgün halini koruyarak gelmesini sağlamıştır.

+Devamını Oku

Süleyman Subaşı Mescidi-Münzevi Cami

İstanbul Eyüp Nişanca mahallesi otakçılar caddesinde bulunan Süleyman Subaşı Mescidi diğer adı ( Karcı Süleyman Mescidi), Mimar Sinan tarafından inşa edilmiştir. Erken osmanlı döneminde yapılan camii Müzzeivr Süleyman Subaşı tarafından yaptırılmıştır. Moloz taş arasına tuğla hatıllı olarak inşa edilmiş olan caminin minaresi yapının sol cephesindedir. Geçtiğimiz yol restore edilen yapı Mimar Sinan tarafından yapılan küçük boyutlu camilerden biridir.

+Devamını Oku

Hasan Çelebi Mescidi-Emin Bey Camii

İstanbul Beyoğlunda ilçesi kalyoncuoğlu mahallesi Emin Camii sokakta bulunan Hasan Çelebi Mescidi Emin bey camii ile birlikte yer almaktadır. Yapım yılı bilinmeyen camii Mimar Sinanın inşa ettiği en küçük camiilerden biridir. Özgünlüğünü yitirmiş olan yapının Sinan tarafından yapılan bölümü, küçük şerefeli bir minareden ibarettir. Yapının girişinin kapalı olması sebebiyle görüntü alınamamıştır. Mimar Sinanın camiiye adını verdiği Hasan Çelebinin mezar taşı camiinin avlusunda yer almaktadır. Camiinin bir bölümü günümüzde kuran kursu olarak kullanılmaktadır.

+Devamını Oku

Nişancı Mustafa Paşa Camii

Eyüp Sultan’da yer alan Nişanca Mustafa Paşa Camii (Nişancı Camii de denir), Mimar Sinan tarafında inşa edilmiştir. Camiinin yapım yılı net olarak bilinmemekle birlikte yapı Mimar Sinan genel yapım tarzını yansıtmamaktadır. Eyüp Sultan bulvarından ulaşımı sağlanan Nişanca Mustafa Paşa Camii, Nişanca otobüs durağının tam karşısında bulunan Eyüp-Nişanca Caddesi ile Nimet Sokağının kesiştiği köşede ve altı yolun açıldığı bir meydanın yanındadır. Kıble tarafında meşhur Şeyh Murad Efendi tekkesi camii ve türbesi, onun karşısında ise Otakcılar Hamamı bulunuyordu. Camiin hemen yanında da Rami Sultan II. Mahmud’un bir çeşmesi ile Mehmed Paşa Mektebi yer almaktadır.

+Devamını Oku

Bali Paşa Camii

İstanbulun Fatih ilçesinin hoca üveyz mahallesinde bulunan yapı Mimar Sinan tarafından 1546 – 1548 yılları arasında inşa edilmiştir. Camini yapımına bali paşa tarafından başlanmış olup bali paşanın ölümünden sonra eşi Hüma harun tarafından tamamlatılmıştır. Camii 1894 depreminde büyük hasar görmüş, yapının büyük kubbesi yıkılarak kullanımına ara vermilmiştir. 1935 yılında yapılan Restorasyon çalışması sonucu cami tekrar ibadete açılmıştır. Son olarak 2007 yılında başlatılan Restorasyon çalışmaları sonucunda cami bugünkü durumundadur.

+Devamını Oku

Güzelce Kasımpaşa Camii

1533-1534 yılları arasında Mimar Sinan tarafından inşa edilen Güzelce Kasımpaşa Camii İstanbulun beyoğlu ilçesinde Kasımpaşa Bahariye caddesi üzerinde yer almaktadır. Yapı günümüzde özgün halini korumuş ve kullanılır vaziyettedir.

+Devamını Oku

Tophane Kurşunlu Mahzeni

Mimar Sinanın kaç yılında inşa ettiği bilinmeyen Tophane Kurşunlu Mahzeni Günümüzde Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi mülkiyetinde Kültür Merkezi olarak kullanılmaktadır. Kabataş – Zeytinburnu tramvay yolu üzerinde bulunan yapı Meclisi Mebusan caddesinde bulunmaktadır.

+Devamını Oku

Kılıç Ali Paşa Hamamı

Kılıç Ali Paşa Hamamı

Kılıç Ali Paşa, Tophane’de yaptırmakta olduğu cami inşaatını ara sıra kontrol ederdi. Bir gün yine inşaata gelmiş, işçilerin çalışmasını kontrol diyordu. Bir ara gözü bir ameleye takıldı. Güzel yüzlü, saf bir Anadolu çocuğu olan bu amele, sırtına kocaman bir taş almış, iskelenin basamaklarından yukarıya kadar çıkıyor, oraya varınca taşı yere koyacağına tekrar iskeleden aşağı iniyordu. Burada taşı yere koyuyor, sonra tekrar sırtına alıp yukarı çıkıp, tekrar aşağı iniyordu. Bu durumu fark eden Kılıç Ali Paşa, bu genç amelenin yanına vardı ve niçin böyle yaptığın sordu. Kılıç Ali Paşa’yı tanımayan bu genç: “Efendi Baba, ben burada ameleyim, ücretle çalışıyorum. Üstelik bu inşaat mübarek bir cami inşaatıdır. Ben ise bu gece elimde olmayarak kirlenmişim. Şu vaziyete gusletmem icap etmektedir.

Halbuki buralarda bir hamam yok, mesai de başladı. Bırakıp uzak bir yerdeki hamama gitsem, iş geri kalacak ve alacağım ücret bana helal olmayacak. Böyle kirli bir vaziyette de bu taşın cami duvarına konmasına da gönlüm razı olmuyor. Bu yüzden çok müşkül durumdayım” dedi. Bir amelenin bu samimiyet ve sadakati Kılıç Ali Paşa’yı duygulandırdı. Kendisini tanıttı ve amelenin eline bir miktar para vererek başka bir semtte ki bir hamama gönderdi. Sonra caminin mimarı Koca Sinan’ın yanına giderek: “Mimarım, muradım odur ki, acele olarak hamam inşa oluna. Bırak cami inşaatımız biraz geri dursun. Evvel hamamı inşa ile Ümmet-i Muhammed’in istifadelerine, Allah rızası için ücreti hizmete amade kılalım. Sonra camiyi tamamlarız” dedi ve hemen hamam inşasına başlandı. Hamamın bitirilmesinden sonra da cami inşaatı tamamlandı.

+Devamını Oku

Hürrem Sultan Hamamı

Hürrem Sultan Hamamı ve HAMAM KÜLTÜRÜ Hamamın tarihi Romalılara kadar uzanır. Vezüv yanardağının patlamasından sonra küller altında kalan Pompeii şehrinde yapılan kazılar, Romalılar’ın kullandıkları hamamları ortaya çıkarmıştır. Bu hamamların yalnız temizlik için değil, zevk ve eğlence için de yapıldığı anlaşılmaktadır. Romalılarda sınıf farkı olduğu için, hamamlarda kölelerle asillerin giriş kapıları ve yıkandıkları yerler ayrılmıştı. Roma hamamlarında ayrıca buhar banyosu yeri, soğuk ve sıcak su havuzları da vardı.

Osmanlılar, İstanbul’u maddi anlamda fethetmişler, ama Roma’dan devraldığı zengin mirasın etkilerini yansıtan Bizans da, diğer pek çok şeyi gibi, hamamlarıyla Osmanlıları fethetmiştir. İmparatorluğun en görkemli döneminde, şehrin her mahallesinde sıcak ve soğuk banyoları, çeşmeleri, kubbeli mermer odalarıyla, haftanın belirtili günlerinde de sadece kadınlara açık olan bir hamam mutlaka bulunurdu.

+Devamını Oku