Kategoriye göre Arşiv Genel


Mimar Sinan ABD basınında

ABD’nin saygın gazetelerinden New York Times (NYT), Mimar Sinan’ın mimari eserlerine tam sayfa ayırdı.

Gazetenin haftasonu çıkan gezi ekinde, Andrew Ferren tarafından kaleme alınan, “Türkiye’nin İlk Yıldız Mimarının Peşinde” başlıklı yazıda, 300’ün üzerinde mimari esere imza atan Mimar Sinan’ın, sadece Türkiye’nin değil, belki de dünyanın ilk “Yıldız Mimarı-Starchitect” olduğu belirtildi.

Yazıda İstanbul’u ziyaret eden ve Mimar Sinan’ı tanımayan Batılı turistlere bilgi veren tur rehberlerinin, Mimar Sinan’ı aynı dönemlerde yaşayan İtalyan heykeltraş ve mimar Michelangelo ile karşılaştırdıklarını, oysa bu tür bir karşılaştırmanın aslında Mimar Sinan’a haksızlık olduğu vurgulandı. Mimar Sinan’ın, Belgrad’dan Mekke’ye kadar bugün hala ayakta olan ve hergün kullanılan yüzlerce eserinin bulunduğunu belirten gazete, “Sinan’a dünyanın ilk yıldız mimarı diyebilirsiniz” ifadesine de yer verdi.

+Devamını Oku

Mimar Sinan’ın mirası AİHM’lik oldu


Bilirkişi, ‘Mimar Sinan torunuyuz’ diyen ailenin, Mimari Sultani Sinanuddin Atik Yusuf Bin Abdullah Vakfı’na kayıtlı mallardan alacağını 2.2 milyar olarak tespit etti. Torba yasa, vakıf fazlalarına ait ödemelere 5 yıl sınırı getirince aile AİHM’e başvurdu
Büyük Usta Mimar Sinan, AİHM gündemine giriyor… Mimari Sultani Sinanuddin Atik Yusuf Bin Abdullah Vakfı’na kayıtlı gayrimenkuller üzerinden hak iddia eden ve Sinan’ın torunları olduğunu savunan Yönel Ailesi, Vakıflar Genel Müdürlüğü’ne karşı yürüttüğü

+Devamını Oku

‘Mimar Sinan Eserleriyle Yaşıyor” Projesi İhale Edildi

Havsa Kaymakamlığı’nın “Mimar Sinan Eserleriyle Yaşıyor” projesi ihale edildi.
Havsa Kaymakamı Barış Demirtaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, kaymakamlık tarafından hazırlanan ve Trakya Kalkınma Ajansı’nca kabul edilen “Mimar Sinan Eserleriyle Yaşıyor” isimli projenin ihalesinin yapıldığını söyledi.

Demirtaş, proje kapsamında ilçede bulunan Sokollu Kasım Paşa Külliyesi’ne ait Sokollu Mehmet Paşa Camisi’nin son cemaat yerinin aslına uygun yapılacağını, camide kısmi ve külliyeye ait tarihi çeşmenin restorasyonunun gerçekleştirileceğini belirtti.

Gelecek hafta restorasyon çalışmalarının startının verileceğini aktaran Demirtaş, restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından ilçedeki tarihi eserlerin tanıtımına başlayacaklarını sözlerine ekledi.

+Devamını Oku

Kovuk Eğri Kemer

Kavuk (Eğri) Kemer İstanbulun Eyüp ilçesinin Kermerburgaz mevkiinde yer almaktadır. Mimar Sinan tarafından inşa edilen su kemerinin yapımı 1554 yılında başlanmış 1564 yılında tamamlanmıştır. Bizans Dönemi altyapıları kullanılarak inşa edilmiştir. Yapının altından geçen asfalt yol sayesinde ulaşım çok kolaydır fakat Su Kemerinin bitişiğinde yapılan Hamidiye su fabrikası sebebiyle tamamı gezilememektedir. Eğri kemer isminin sebebi 90 derecelik açıyla köprünün iki yana açılmasıdır. Yapı mülkiyesi iskiye aittir. Kemer günümüzde yıpranmış durumda olsada özgünlüğünü tam anlamıyla yitirmemiştir. Mimar Sinanın İstanbul’da inşa ettiği toplam 5 adet kemeri bulunmaktadır. Günümüzde İstanbul suları çekildiği için kemerlerin çoğu kullanılmamaktadır.

+Devamını Oku

Mihrimah Sultan

Hürrem Sultan ve Kanunu Sultan Süleymanın kızı olarak dünyaya gelen Mihrimah Sultan (1522-1578) 16.yy’da Osmanlı İmparatorluğu döneminde ve yönetiminde önemli bir yeri olan padişah kızıdır.

Mihrimah Sultan

Mihrimah Sultan


Topkapı sarayında dünyaya gelen Mihrimah Sultanı Kanunu Sultan Süleyman çok severdi ve her istediğini yapardı Kanuni ve Annesi Hürrem Sultanında ilgisi sonucu Mihrimah Sultan çok iyi yetiştirildi ve çok iyi bir eğitim aldı. Mihrimah Sultandan iki yıl sonra dünyaya gelen II. Selim Kanuni Sultan Süleymanın ölümünden iki yıl sonra Padişah tahtına oturarak Kanuninin yerine geçti.

Daha sonra o yıllarda Diyarbakır valisi olan Rüstem paşadan evlenme teklifi alan Mihrimah Sultan o sırada (1539) 17 yaşındaydı. Rüstem paşanın evlenme teklifini kabul eden Mihrimah Sultanın düğünü Günümüzde Sultanahmet meydanında olarak bilinen (o zamanlar At Meydanı) büyük bir şölenle kutlandı. Mihrimah Sultan ve Rüstem paşanın düğünü yanı sıra Rüstem paşanın iki küçük kardeşi cihangir ve bayezit’in sünnet düğünleriyle hep birlikte kutlandı. 1544 ve 1561 yılları arasında kalan iki yıl dışında toplamda 15 yıl Sadrazamlık yapan Rüstem paşa. Mihrimah Sultan ile evliliğinden sonra sadrazamlık şerefine ulaşmıştır. Mihrimah Sultan hem eşi hemde babasının devlet yönetiminde olması sebebiyle büyük söz sahibiydi. Çok büyük bir servetin sahibi olan Mihrimah Sultan Mimar Sinan’a 1540-1548 yıllarında Üsküdar’da Mihrimah Sultan isminde büyük bir camii, ilk okul hastane, ve medreseden oluşan büyük bir külliye yaptırttı. Daha sonra yine Mimar Sinan’a yaptırdığı İstanbulun Edirne kapı olarak bilinen bölgesinde Camii hamam, çeşme, medreseden oluşan görkemli Mihrimah Sultan külliyesini inşa ettirdi 1562-1565. Edirnekapıda bulunan Mihrimah Sultan Camii’nin tek minaresinin arkasından güneş batarken, Üsküdar’daki Mihrimah Sultan Camii’nin minareleri arasından ay doğmaktadır. Bunu Mimar Sinanın Mihrimah Sultana duyduğu aşka ithafen hazırladığı bilinmektedir. Mihrimah güneş ve Ay demektir.
Hürrem Sultan vefat ettikten sonra (1558) babası Kanuniye annesinin yaptıpı gibi danışman olarak destek olmuştur. Kanuni Sultan süleymanın ölümünden sonra kardeşi II. Selimede danışman olarak yardımcı olan Mihrimah Sultan babasına yaptığı gibi kardeşi II. Selim için tıpkı annesiymiş Valide Sultan rolünde destek olmuştur.

+Devamını Oku

Mimar Sinanın Hayatı

Mimar Sinanın Hayatı

+Devamını Oku

Mimar Sinan’ın Mihrimah Sultan’a duyduğu gizli Aşk’ın büyük sırrı

Mimar Sinan’ın camiyi gözden uzakta, ilgiyi çekmeyecek bir yerde inşa ettirmesi, Mihrimah Sultan’a duyduğu gizli aşkın bir ifadesi, bir yansıması olarak yorumlanmasına sebep olmuştur.

Mimar Sinan, Mihrimah için, en uygun yerlere en uygun camiyi, padişahın izni ve emriyle, dünya üzerinde eşi benzeri görülmemiş bir sihirli simetriyle yaptı.

Mihrimah Sultan, zamanını, adına yaptırılan iki büyük caminin yapımıyla geçirdi. Bunlar Üsküdar’daki, etek giymiş bir hanım görünümündeki Mihrimah Sultan Camii ve gün ışığının her köşede adeta dans ettiği kadınsı edalı Edirnekapı Camii’leriydi. (Mihrimah Sultan’ın statüsü iki minareli cami yaptırmaya yetmesine rağmen, bu caminin yalnızlığını simgelemesi anlamında tek minareli yapıldığı söylenmiştir.)

Üsküdar’daki cami ve külliye, İstanbul’un “yedinci tepesi”nin en yüksek noktasında inşa edildi.

+Devamını Oku

Mimar Sinan Life

Mimar Sinan Life

Turkish architect Mimar Sinan (Cırlavuk or Ağirnas village in Kayseri, 1489/1490 – Istanbul, 1588)

Turkish architect Mimar Sinan, one of the greatest architects of history (also called Sinan) Sultan Selim ‘s, until then reused in Rumelia and Anatolia collection work’ done at the request of dada, Kayseri re-used as received and 1512 in Istanbul ‘ Mujahideen entered the Junior boys and brought to a clinic. In the village, barns, stables, water, roads and gain experience by doing a craft that the boys novice teachers in complying with the rule, and worked alongside the architects of the era well. After a period of apprenticeship in the middle of the Janissary into one. (1514) by Sultan Selim I of 1517, Iran and Egypt participated in flights as a horse-drawn Sekban so that Iran and Egypt had the opportunity to review the structure of the architecture. The period of Suleiman the Magnificent, Belgrade (1521) and Rhodes (1522) participated in campaigns in the army after the expedition Architect Sinan1526 Mohács ammunition rose to the task manager. Pressed the Iraq expedition to the rank of the pedestrian, then to the army zemberekçi başılığına (ammunition officer) yükseldi.1534 ‘Teki Gifts from the Iran expedition after expedition (1535) demonstrated the usefulness of Lake Van on the production of military transport ships that took on the rank of Haseki. Reis, an architect-i-i-i Ali Dervish Convent (High Dergah Architects President) was appointed (1536). 1538’deki land of Moldavia (Moldova) established as soon as possible at the time the Prut River bridge, was a favorite of the sultan. Janissary army, as the value of a war, not the engineer’s work as director and designer working first as a work of Mimar Sinan Mosque in Aleppo Hüsreviye (1536-1537) is considered. Prince Mosque in Istanbul (1543-1548). However, the head is a work of Mimar Sinan, 1557 at the Süleymaniye Mosque is considered completed. This is due to the success of the mosque to Mimar Sinan ‘the great, noble’ meaning ‘husband’ is supposition. All throughout his life in Istanbul, Edirne, Ankara, Kayseri, Erzurum, Manisa, Bolu, Çorum, Kütahya and so on. Anatolian cities of Aleppo, Damascus, Budin, such as the Ottoman territory of Rousse waterways, fountains, mosques, mosque complexes, the madrasas, by Mimar Sinan in Edirne Selimiye Mosque, the country is home to a situation that was 85 years old. Sultan Murat III. Mecca in Hijaz sent for repair. Which is one of the last works of Mimar Sinan Pasha Mosque in Kasımpaşa Kaptanıderya Piyale (1573) by turning the organization plan of the former Ulucamiler period features, has a long architectural synthesis of experiences gained throughout his life. Mimar Sinan’s tomb, located in Süleymaniye Complex lean structure.

ARCHITECTURAL CONCEPT

Mimar Sinan, the Ottoman architecture period, the main creator of the so-called classical period, in other words, an artist who founded the school. His works, combining the concepts of beauty and function, engineering technique, creativity, combining the original structures revealed that discrimination for the artist. However, the function of literature, aesthetics, an artist who hides behind the dominant understanding. Thus, the plastic values, highlighted in particular, his buildings in order to create a sense of width square, hexagonal and octagonal plans used. These buildings are used as architectural elements compatible with each other, arranged to create a sense of grandeur. piers carrying the dome of cells and panels used to make it look thin, ornamented with mukarnaslarla column headings. However, a sense of decoration applied to block the function to be ignored. According to the available resources, to repair a few of the Mimar Sinan numerous mosques, madrasas, darülkurra, tomb, a soup kitchen, hospital, aqueduct, bridges, caravanserai, a palace, a cistern, bath done, is an architect efficient. Ayas before him, such as the architect Hayrettin benefiting from the so-called classical period of Sinan’s architectural style in Ayas, prayer rugs, Persian, Ali Sinan Small, David, Agha, Ahmet Aga, Kemalettin, Yusuf, Mehmet Aga, Suleyman Aga Muslihittin, Sergeant Hussein, Haji Hasan, Ibrahim continued by such architects.

Sehzadebasi Mosque and a short moment

“A work of Mimar Sinan Mosque Sehzadebasi the 1990s continue
company officials who engaged in the restoration of a civil engineer,
restoration of the mosque during a live event on TV tell
anlatmasti. Transfer gates that surround the garden of the mosque wall
There was bruising on the arches that make up the stones in place.
Also spoke of the restoration program in this renewal of the arches. We
how the construction of arches was being theoretically in Civil Engineering
We learned about the practice, but there was the construction of stone arches. Belts
We did that we will restore the meeting on how the masters. as a result
licking at the bottom of a wooden mold cakacaktik belt. Then slowly arch
Notes on construction techniques and slowly slid to buy this and re-
While these notes faydalanacaktik. Template launched. Disassemble the belt
We started the key stone. Surprise when we pulled over the two stones in the bowl
placed into a cavity which is at the junction of the cylindrical glass
came across the bottle. A white paper had settled in the bottle. Bottle
acip paper which I did. Credit Report was writing something. Just find an expert
read from it. And this was a letter written by the architect Sinan. The following:
said. “The stones that make up the belt life of approximately 400 years. This
within this period will be rotten stones you renew the belt
want. Building techniques that will change probably
How do I re-constructed belt you’ll know. Here is the letter
I tell you, I am writing to tell you will build the arch. “Husband
Boyle has started in his letter that after the stones he built Sinan belt
Izahlarina getirttiklerini stating where in Anatolia, and continues to
described in detail the construction of the arch. This is a letter
human, superhuman effort to exert his job to be permanent
an example. Magnifience of this letter, even in the modern era’s people to
bowl will be forced to know the life, building technique to know the Consumer, 400
from using that year, such as paper and ink to withstand high levels of bigi
comes. Certainly the high information inaccessible to the husband the architect
features. However, this information is very difficult to really reach
than 400 years after that wonderful feeling of responsibility for creating solutions.

+Devamını Oku

Mimar Sinan’ın önemli bir eseri restore edildi

Mimar Sinan tarafından yaklaşık 450 yıl önce yapılarak nadide eserler arasında yer alan Kazasker Abdurrahman Efendi Camii yeniden inşa edildi

16. Yüzyılın ortalarında İstanbul’un Yavuz Selim semtinde Mimar Sinan tarafından yapılan Kazasker Abdurrahman Efendi Camii, yaklaşık 50 yıl sonra yeniden aslına uygun bir şekilde inşa edildi.

Hırka-i Şerif Vakfı, 1554 yılında temeli atılan, 1894 depreminde büyük hasar gören ve son olarak 1960’larda devlet eliyle yıkılan tarihi camiyi aslına uygun bir şekilde yeniden inşa etti ve hizmete açtı.
Caminin kısa hikayesi şöyle: “1554 yılında Mimar Sinan tarafından yapıldı. Uzun yıllar hizmet verdi. Meşhur 1894 depreminde çok zarar gördü. Bir sene sonra şura-yı devlet kararıyla tamir edildi. 23 Ağustos 1908’deki Çırçır yangınında yine hasar gören cami, kullanılamaz hâle geldi. 1950’ye kadar çoğu zaman boş durmuş, kimi zaman da kereste deposu olarak kullanıldı.

1950’lerde bazı hayırsever vatandaşların ortak hareketi ile cami sıkı bir tadilattan geçti, ibadete açıldı. Fakat çok kısa bir süre sonra, 1957’de, Millet Caddesi’nin güzergahını olumsuz etkileyeceği şeklinde alınan bir karar ile, cami yıkıldı. Aslında, yanıbaşındaki Millet Caddesi’nin sınırlarına girmesi söz konusu değil, böyle bir kararın nasıl alındığı da bilinmiyor. Bilinen şey, o tarihten bu yana, caminin yerinde yeller estiği.

Hırka-i Şerif Vakfı başkanı Muhittin Cesur, bu yıkımdan 51 yıl sonra caminin yeniden inşa edilmesini sağladı. Projeyi çizen isim ise Dr. Mimar Hamit Pilehvarian. 2008’de başlayıp günümüzde nihayet bulan çalışmalarda, caminin aslına uygunluk gözetildi. Caminin kubbe yazısı ise Hattat Hüseyin Kutlu’ya ait bir Ayet-el Kürsî. Cami dün (17 Haziran) yeniden ibadete açıldı.”

+Devamını Oku

Mimar Sinan Kimdir

Türk mimarı Mimar Sinan (Cırlavuk ya da Ağırnas köyü Kayseri,1489/1490 – istanbul,1588)

Türk mimarlık tarihinin en büyük mimarlarından biri olan Mimar Sinan (Koca Sinan da denir)Yavuz Sultan Selim ’in, o zamana kadar Rumeli’de yapılan devşirme toplanması işinin Anadolu ‘dada yapılmasını istemesi üzerine, devşirme olarak Kayseri’den alınıp 1512 ‘de İstanbul’a getirildi ve Yeniçeri Acemi oğlanlar ocağına girdi. Köyünde, kulübeler, ahırlar, su yolları yaparak deneyim kazanmış olduğundan Acemi oğlanlar bir zanaat öğretmenleri kuralına uyarak, çağın iyi mimarları yanında çalıştı. Çıraklık döneminden sonra Yeniçeri ortalarından birine girdi.(1514)Yavuz Sultan Selim’in İran ve 1517’deki Mısır seferlerine atlı sekban olarak katıldı; böylece İran ve Mısır ‘da ki mimarlık yapılarını inceleme olanağı buldu. Kanuni Sultan Süleyman döneminde, Belgrad (1521)ve Rodos (1522)seferlerine katılan Mimar Sinan1526 Mohaç seferinden sonra da ordu cephane sorumlusu görevine yükseldi. Irak seferinden sonra yaya başılık rütbesine ,daha sonrada ordu zemberekçi başılığına(cephane sorumlusu)yükseldi.1534’teki Irakeyn seferinden sonra düzenlenen İran seferi (1535)sırasında Van gölü üstünde askeri ulaşımı sağlayacak gemilerin yapımında gösterdiği yararlılık üzerine Haseki rütbesini aldı. Reis-i Mimar an -ı Dergah-ı Ali (Yüksek Dergah Mimarları Başkanı )görevine geldi(1536). 1538’deki Kara Boğdan(Moldovya) seferinde Prut ırmağı üstünde kısa zamanda kurduğu köprü, padişahın beğenisini kazandı. Yeniçeri ordusunda bir savaş eri olarak değil, istihkam işlerinin yöneticisi ve tasarlayıcısı olarak çalışan Mimar Sinan‘ın ilk yapıtı olarak Halep’teki Hüsreviye Camisi (1536-1537)kabul edilmektedir. İstanbul’da ki Şehzade Camisi’dir(1543-1548). Ancak Mimar Sinan’ın baş yapıtı olarak , 1557’ de tamamlandığı Süleymaniye Camisi kabul edilmektedir. Bu caminin başarısı nedeniyle Mimar Sinan’a ‘ulu, yüce ’anlamındaki ‘Koca ‘ sanı verilmiştir. Bütün yaşamı boyunca İstanbul, Edirne, Ankara, Kayseri, Erzurum, Manisa, Bolu, Çorum, Kütahya vb. Anadolu kentleriyle Halep, Şam, Budin ,Rusçuk gibi Osmanlı topraklarında suyolları, çeşmeler, camiler, külliyeler, medreseler, yaparak ülkeyi barındırır bir duruma getiren Mimar Sinan Edirne’deki Selimiye Camisini 85 yaşında yaptı. Sultan Murat III. döneminde Mekke’nin onarımı için Hicaz’a gönderildi. Mimar Sinan son yapıtlarından biri olan Kasımpaşa’daki Kaptanıderya Piyale Paşa Camisi’nde(1573) eski Ulucamiler in planına dönüş yaparak kuruluş döneminin özellikleriyle, uzun mimarlık yaşamı boyunca edindiği deneyimlerin bireşimini yapmıştır. Mimar Sinan’ın türbesi, Süleymaniye külliyesinde bulunan yalın yapıdır.

MİMARLIK ANLAYIŞI
Mimar Sinan, Osmanlı mimarlığında klasik dönem denen dönemin başlıca yaratıcısı, bir başka deyişle, okul kurmuş bir sanatçıdır. Yapıtlarında, güzellik ve işlev kavramlarını birleştirerek, mühendislik tekniğinin yaratıcılığı ,sanatçı beğenisiyle birleştirip özgün yapılar ortaya koymuştur. Ancak bu yapıtlarda işlevi, estetiğin ardına gizleyen bir sanatçı anlayışı egemendir. Böylece, plastik değerleri ön plana çıkarmış özellikle , yaptığı binalarda genişlik duygusu yaratmak amacıyla kare, altıgen ve sekizgen planlar kullanmıştır .Bu binalardaki birbirleriyle uyumlu olarak kullanılan mimarlık öğeleri, bir görkem duygusu yaratacak biçimde düzenlenmiştir. kubbeyi taşıyan payelerin ince görünmesini sağlamak üzere hücre ve panolar kullanmış, sütun başlıklarını mukarnaslarla süslenmiştir. Ancak süslemede de işlevin gözardı olmasını engelleyecek bir anlayışı uygulamıştır. Eldeki kaynaklara göre, Mimar Sinan pek azı onarım olmak üzere çok sayıda cami, mescit, medrese,darülkurra,türbe,imaret,darüşşifa,sukemeri,köprü,kervansaray,saray,mahzen,hamam yapmış, verimli bir mimardır. Kendisinden önceki Ayas, Hayrettin gibi mimarlardan yararlanan Mimar Sinan’ın klasik dönem olarak adlandırılan mimarlık anlayışı Ayas, Şecca, Acem Ali, Küçük Sinan, Davut Ağa, Ahmet Ağa ,Kemalettin, Yusuf Mehmet Ağa, Süleyman Ağa Muslihittin, Hüseyin Çavuş, Hacı Hasan, İbrahim gibi mimarlar tarafından sürdürülmüştür.

Sehzadebasi Camii ve Kısa Bir anı
“Bir Mimar Sinan eseri olan Sehzadebasi Cami’nin 1990′li yillarda devam
eden restorasyonunu yapan firma yetkililerinden bir insaat muhendisi,
caminin restorasyonu sirasinda yasadiklari bir olayi tv’de soyle
anlatmasti. Cami bahcesini cevreleyen havale duvarinda bulunan kapilarin
uzerindeki kemerleri olusturan taslarda yer yer curumeler vardi.
Restorasyon programinda bu kemerlerin yenilenmesi de yer aliyordu. Biz
insaat fakultesinde teorik olarak kemerlerin nasil insaat edildigini
ogrenmistik fakat tas kemer insaasi ile ilgili pratigimiz yoktu. Kemerleri
nasil restore edecegimiz konusunda ustalarla toplanti yaptik. sonuc olarak
kemeri alttan yalayan bir tahta kalip cakacaktik. Daha sonra kemeri yavas
yavas sokup yapim teknikleri ile ilgili notlar alacaktik ve yeniden
yaparken bu notlardan faydalanacaktik. Kalibi soktuk. Sokmeye kemerin
kilit tasindan basladik. Tasi yerinden cikardigimizda hayretle iki tasin
birlesme noktasinda olan silindirik bir bosluga yerlestirilmis bir cam
siseye rastladik. Sisenin icinde durulmus beyaz bir kagit vardi. Siseyi
acip kagida baktik. Osmanlica bir seyler yaziyordu. Hemen bir uzman bulup
okuttuk. Bu bir mektup idi ve Mimar Sinan tarafindan yazilmisti. Sunlari
soyluyordu. ” Bu kemeri olusturan taslarin omru yaklasik 400 senedir. Bu
muddet zarfinda bu taslar curumus olacagindan siz bu kemeri yenilemek
isteyeceksiniz. Buyuk bir ihtimalle yapi teknikleri de degiseceginden bu
kemeri nasil yeniden insaa edeceginizi bilemeyeceksiniz. Iste bu mektubu
ben size, bu kemeri nasil insa edeceginizi anlatmak icin yaziyorum. ” Koca
Sinan mektubunda boyle basladiktan sonra o kemeri insa ettikleri taslari
Anadolunun neresinden getirttiklerini soylerek izahlarina devam ediyor ve
ayrintili bir bicimde kemerin insaasini anlatiyordu. Bu mektup bir
insanin, yaptigi isin kalici olmasi icin gosterebilecegi cabanin insan ustu
bir ornegidir. Bu mektubun ihtisami, modern cagin insanlarinin bile
zorlanacagi tasin omrunu bilmesi, yapi tekniginin degisecegini bilmesi, 400
sene dayanacak kagit ve murekkep kullanmasi gibi yuksek bigi seviyesinden
gelmektedir. Suphesiz bu yuksek bilgiler de o koca mimarin erisilmez
ozelliklerindendir. Ancak erisilmesi gercekten zor olan bu bilgilerden cok
daha muhtesem olan 400 sene sonraya cozum ureten sorumluluk duygusudur.

+Devamını Oku