Yazı etiketleri: "mimar sinan eserleri"


Mimar Sinan Devri Medrese Mimarisi

Bildirimin konusu Sinan Devri Medrese Mimarisi, ancak, Mimar Sinan devrinde yapılmış med-reseleri sadece, plan özellikleri yönünden incelemek istiyorum. Sinan tarafından yapılmış olan medreselerin plan özelliklerini ve kendinden önce yapılmış olan medreselere göre ben¬zerlik ve farklılıklarını ortaya koyabilmek için bu devire gelinceye kadar olan medrese mi¬marisini ve değişimini kronolojik sırayla çok kısa olarak geçmem gerektiği kanısındayım.

İlk örgütlü medreseleri ve bunlara ait plan örneklerini Büyük Selçuklu devletinde görüyoruz. Şiiliğe karşı Sünni mezhebinin kuvvetlenmesinin ancak eğitim kurumlan yardımlarıyla olaca-ğına inanan Büyük Selçuklular (Ş. 1) 4 eyvanlı ve açık avlulu medrese yapılarını yapmışlardır. Çok az kalıntısı günümüze gelmiş olan Rey ve Hargird medreselerinin plan şemalarını görü-yoruz. Daha sonra Büyük Selçukluların 1071’de Anadolu’ya gelmeleriyle kurulan Anadolu Selçuklu Devleti ilk yüzyılda yaptığı savaşlar nedeniyle imar hareketlerinde bulunamamışlardır. Ancak Doğu Anadolu’da (Ş.2 Niksar Yağıbasan) Danişmendoğulları kapalı, bir katlı ve değişik sayıda eyvanı olan medreseler yapmışlardır. Güneydoğu’da kurulan Artuklular ise (Ş.3 Mardin Şehidiye)

+Devamını Oku

Rüstem Paşa Camii Külliyesi / Eminönü

Eminönü’nde Mısır Çarşısı yakınında, Hasırcılar Çarşısı içindedir.

 

Rüstem paşa camii / Eminönü

Camiyi yaptıran Rüstem Paşa’nın ilginç bir öyküsü vardır.

Rüstem Paşa Enderun’dan yetişmiş, çeşitli görevlerde bulunmuş­tur. 1539 yılında Diyarbakır valisi iken Kanuni Sultan Süleyman’ın Hürrem Sultan’dan olan kızı Mihrimah Sultan ile evlenmesi sözkonu- su olunca, cüzamlı olduğu dedikodusu yayılmış. Bunun üstüne Kanu­ni hekimbaşından cüzam hastalığının belirtilerinin ne olduğunu sor­muş. Hekimbaşı:

-Cüzzamlının üstünde bit bulunmaz sultanım! diye cevap vermiş. Bu cevabı alan Kanuni, hekimlerinden Mehmed Ağa’yı Diyarbakır’a göndererek

+Devamını Oku

Çavuşbaşı Camii (Mahmutağa Camii (Sütlücede)

Matbu Tezkiret-ül-bünyanda ve Tezkiret-ül-ebniyelerde ve bunların yazma nüs­halarında «Çavuş Başı camii» şeklinde yer alan bu camiin bugün yaşıyan adı «Mahmut ağa camii» dir. Cami, Sütlücede Hamam sakağında Hasırcı zade tekkesi­nin yanında, Halice ve K&ğıthaneye hâkim bir meylin üstündedir. «Süt kaynağı» an­lamına gelen «Gala krini» Bizanslıların buraya verdikleri addır. Türkler bu adi Süt­lüce diye tercüme ettiler. Sütlüce Bizansın mamûr ve büyük bir köyü idi Osmanlı hâkimiyetine geçtikten sonrada mamurluğunu muhafaza etti. Havasının güzelliği bura­ya birçok zenginleri çekmişti. Günümüzde kongre merkezi olan alan daha önceleri mezbah çok eski tarihlerde ise yerinde Sokullu Mehmet paşanın muhteşem bir yâlısı vardı Evliya Çelebinin anlattığına göre Bizanslılar zamanın­da buradan karşıya bir zincir köprü kurulu idi. Çelebimizin yaşadığı zamanlarda bu köprünün izleri hâlâ duruyordu.

Milâdın ilk yılında İstanbul Patriği Nikola Sütlücede büyük bir manastır yap­tırmıştı. Bu manastırın yeri bugün tammile malûm değildir. Ben burada tetkikler yaparken Kara ayak sokağının yokuşu başınla Selim Çavuşun 2 numaralı evinin bahçesinde Bizans devrine ait bir lâhit buldum. Bunun Nikola manastırına ait oldu­ğunu tahmin ediyorum.

+Devamını Oku

Şehzade Cihangir Camii – (Cihangirde)

Fındıklının Üstünde; Boğaza, Halice ve Marmaraya hâkim bir tepenin üstüne şahin yuvası gibi oturtulan ve adını bütün bir semte de veren «Cihangir ca¬mii, bütün matbu ve yazma Tezkiret-ül-bünyanlarda ve Tezkiret-ül-ebniyelerde yer aldığı için Sinanın eseri olduğunda hiç şüphe yoktur. Şen seyyahımız Evliya Çelebi Cihangir sitesini çok güzel tasvir etmiştir: <>.

Cihangir Camii

Çelebimizin bu sözlerinden ve o civardaki izlerden öğreniyoruz ki Cihangir camil Bizansm veyahut putperest devirlerin bir mâbed harabesi Üzerine kurulmuştur. Bu camii ilk defa 967 H, 1559 M. yılında Kanuni Sultan Süleyman (1); 960 H. 1552 M. yılında Halepte ölen oğlu Cihangir adına büyük sanatkâr Sinana yaptırmıştır. Mimar Sinan eserlerini yaparken

+Devamını Oku