Arşiv: Mayıs, 2011

Mimar Sinan’ın ustalık eseri UNESCO listesinde

Kültür Bakanı Günay, UNESCO’nun Mimar Sinan’ın “ustalık eserim” dediği Selimiye Camii’ni listeye aldığını söyledi. UNESCO, önümüzdeki günlerde yeni listeyi açıklayacak

Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay, UNESCO’nun Mimar Sinan’ın “ustalık eseri” Selimiye Camii’ni “Dünya Kültürk Mirası” listesine alacağını açıkladı.

Konuyla ilgili bir açıklama yapan Bakan Günay,  “UNESCO Dünya Kültürel Mirası listesine Türkiye’den sürpriz bir eser giriyor. İlk kez bir cami, kültür mirasına alınacak” dedi.

Günay, gazetecilerin ısrarlı soruları üzerine listeye alınan caminin Edirne’deki Mimar Sinan’ın ustalık eseri Selimiye Camii olduğunu söyledi.

UNESCO yeni listeyi 19 Haziran’da açıklayacak.

MİMAR SİNAN’IN ÇIRAKLIK, KALFALIK VE USTALIK ESERLERİ:

1- Çıraklık eseri: Şehzade Camii


2- Kalfalık eseri: Süleymaniye Camii


3- Ustalık eseri: Selimiye Camii


LİSTE’DE BİR CAMİİ DAHA VAR

Bakan Günay “ilk kez bir cami listeye alınıyor” dedi ancak 1985 yılında Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası UNESCO tarafından listeye alınmıştı.

Sivas’ın Divriği ilçesindeki tarihi cami ve hastane. Cami 1228–29 yıllarında Mengücekli beyi Ahmed Şah tarafından; Dârüşşifa ise aynı tarihte, Ahmed Şah’ın eşi ve Erzincan beyi Fahreddin Behramşah’ın kızı olan Turan Melek tarafından Ahlatlı Muğis oğlu Hürrem Şah adlı bir mimara yaptırılmıştı.

Darüşşifa caminin güney duvarına dayalı duruyor. Orta bölümü bir ışıklık kubbesi ile örtülü. Giriş ile birlikte dört eyvandan oluşur.

Darüşşifanın kuzeydoğu köşesinde türbe yer alır.

Divriği Ulu Camii ve Darüşşifası 1985 yılında UNESCO Dünya Miras Listesine alınmıştı.

Ahmet A. Sezer / Dünya Bülteni / Haber Merkezi

+Devamını Oku

Osmanlı’nın son padişahı Vahdettin’in Boğaz manzaralı köşkü devlet konukevi oluyor

Osmanlı’nın son padişahı Vahdettin’in Boğaz manzaralı köşkü devlet konukevi oluyor

Çengelköy sırtlarındaki bulunan 60 bin metrekarelik alandaki köşkün restorasyon çalışmalarının başlamasına iki yıl önce karar verilmişti.

SON Osmanlı Padişahı Vahdettin’in şehzadeliği sırasında kaldığı, soğan başlı kubbesiyle mimari açıdan nadir yapılar arasında gösterilen Çengelköy’deki köşk, restore edilip Devlet Konukevi yapılacak. Şu anda İstanbul’a gelen devlet ve hükümet başkanları başta Çırağan Sarayı olmak üzere otellerde misafir ediliyor. Onarım çalışmalarının tamamlanmasının ardından İstanbul’a gelen devlet adamları, Çengelköy sırtlarında bulunan Vahdettin Köşkü’nde ağırlanacaklar. Yıllardır atıl olan ve kısmen harabeye dönen köşkte, yatma ve yeme içme alanlarının yanı sıra küçük çaplı görüşmeler için bir salon hazırlanması da planlanıyor.

Boğaz’a nazır Vahdettin Köşkü, 2. Abdülhamit’in uzun padişahlığı sırasında, Çengelköy’de, Fransız-Türk Levanten Mimar Alexandre Vallaury’e yaptırıldı. 60 dönümlük koru içinde yer alan köşk, 1984’te korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olarak tescillendi. Yaklaşık iki yıl önce yetkililer, İstanbul’da olduğu bir gün Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkilileriyle birlikte köşke giderek incelemelerde bulunmuştu. Köşke yeni bir işlev kazandırılması için talimat verilmişti.
Vakıflar Genel Müdürlüğü de bunun üzerine restorasyon çalışmaları için harekete geçmişti. Genel Müdürlük, uzmanlardan görüşler aldı.

Mimar Sinan Genim, Köşkü İnceledi

Projeyi ünlü mimar Sinan Genim’in yapması bekleniyor. AKŞAM’a açıklamalarda bulunan Genim, projeyle ilgili şunları söyledi: ‘Çalışma çok yeni. Geçen yıl Vakıflar Genel Müdürlüğü yetkilileri köşkün yapılarının nasıl yenileneceği konusunda bana görüş sordu. Ben de gittim köşkü ve araziyi inceledim. Orada köşkler, eskiden yapılmış binalar var. Binaların restore edilip değerlen-dirilmesi yönünde görüş bildirdim.

Devlet konukevi yapılacağını biliyorum. Daha işin çok başın- dayız.

Atıl duruma düşen köşk ve çevresinin yeniden hayat bulması
çok önemli. Ayrıca ben daha sözleşme imzalamadım. ‘

ORHAN VELİ’YE İLHAM KAYNAĞI OLMUŞTU

SOĞAN başlı köşkte kalan Vahdettin ile hayatının son yıllarını Beylerbeyi Sarayı’nda gözaltında geçiren Abdülhamit’in birbiriyle beyaz mendille selamlaştıkları rivayet ediliyor. Osmanlı ve Cumhuriyet döneminde birçok devlet adamının kaldığı, yabancıların ağırlandığı köşkler, Orhan Veli’nin sık sık şehri izlediği mekanlar. Köşkler, Orhan Veli’nin ‘İstanbul’u dinliyorum gözlerim kapalı’ adlı şiirini yazdığı 60 dönümlük koru içinde yer alıyor. Köşk, Özal zamanında ‘Başbakanlık Dinlenme Evi’ yapılmak istenmiş, tartışılmış ancak Özal’ın ölümüyle proje rafa kalkmıştı.(Akşam)

Ayrıca Vahdettin bu köşkün bahçesinden kıyıya açılan tünelden geçerek, ingiliz gemisine binip ülkeyi terketmişti. gemiyi ingiliz komutan Harrington göndermişti.

+Devamını Oku

Mimar Sinan’ın Hürrem Sultan Hamam’ındaki Titizliği

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün, İstanbul’daki Haseki Hürrem Sultan Hamamı’nda yaptırdığı restorasyon, Mimar Sinan’ın çalışmalarındaki titizliğini de ortaya çıkardı.

Hamam inşa edilirken, rutubetten ve isten etkilenmemesi için önlemler alan Mimar Sinan’ın, Hamamı depreme karşı da kuvvetlendirdiği belirlendi.

Vakıflar Genel Müdürü Dr. Adnan Ertem, yaptığı açıklamada, Ayasofya’nın güneyinde yer alan Haseki Hürrem Sultan Hamamı’nın, Kanuni Sultan Süleyman’ın karısı Haseki Hürrem Sultan adına Mimar Sinan’a yaptırıldığını hatırlattı.

Ertem, İstanbul’daki Osmanlı hamamlarının en büyüklerinden ve görkemlilerinden olan ve 75 metre boyundaki hamamın Cumhuriyet döneminin başlarından itibaren özgün kullanımını yitirdiğini, bir ara belediyenin benzin deposu, bir süre de Devlet Matbaasının deposu olarak kullanıldığını belirtti.

Hamamı 100 yıl sonra faaliyete geçirmek için ilk çalışmaların 2007 yılında başlatıldığını anlatan Ertem, eserin onarımında yapılan sıva raspaları sonucunda eserin kubbe ve beden duvarlarında ciddi çatlaklara rastlandığını, buna göre de ilk olarak eserin güçlendirme işlemlerinin yapıldığını söyledi.

Yıllarca asli işlevinden uzak kalan hamamda, bakımsızlıktan ve yapılan yanlış uygulamalardan kaynaklanan çok ciddi hasarlar bulunduğunu belirten Ertem, ”Raspa atıldığında ortaya çıkan çatlaklar, hamamın büyük tehlike altında olduğunu gösteriyordu. Eski haliyle kalsaydı eser yok olabilirdi, bu nedenle ilk olarak güçlendirme çalışması yapıldı. Hamam olası bir depreme karşı güçlendirildi” diye konuştu.

Restorasyonların 1766 ve 1894 yıllarında yaşanan depremlerden hasar gören hamamda Osmanlı Devleti tarafından deprem güçlendirmesi yapıldığının görüldüğünü dile getiren Ertem, Osmanlı’nın hamamı güçlendirmek için 6 bin 874 çivi çaktığının belirlendiğini söyledi.

HAMAMIN KONSEPTİ ERGUVAN RENGİ

Çalışmalar başlatılmadan önce, hamamın yağmur suyu aldığını, bunun da tarihi eseri içten içe çürüttüğü ifade eden Ertem, ”Çalışmalarla, Mimar Sinan tarafından yapılan drenaj kanalları bulundu. Bu kanalların, yanlış uygulamalar sonucunda toprakla dolduğu ve Hamamın orijinal yapısına ciddi hasar verdiği tespit edildi.

Kanallar yerin 2 metre aşağısında, yaklaşık 80 cm genişliğinde ve 1 buçuk metre uzunluğundaydı. Bu kanallar restorasyonla birlikte temizlendi. Hamamın atık sularının geçtiği bu kanallar aynı zamanda yağmur suyunu da depoluyordu. Böylece, hamamın rutubet altında kalması önlendi” diye konuştu.

Hamamın faaliyette olduğu dönemde gece saatlerinde de kullanıldığını belirten Ertem, bu nedenle Mimar Sinan’ın hamamda yakılan çıraların duvarlara ve kubbeye zarar vermemesi için bir sistem geliştirdiğinin görüldüğünü aktaran Ertem, ”Restorasyonda Mimar Sinan’ın tasarımıyla çıranın üstüne konularak yakıldığı çırağman kullanıldığı, böylece hamamın ise karşı korunaklı hale geldiği anlaşıldı. Çalışmalarla çırağmanın orijinal fotoğrafına ulaşıldı ve aynısı yapılarak yerine konuldu” dedi.

Restorasyon çalışmaları dışında, hamama mimarisine ve adını alan Sultana yakışır bir konsept verildiğini dile getiren Ertem, Hürrem Sultan’ın sembolü olarak bilinen Erguvan çiçeğinden esinlenilerek, erguvan rengi peştemaller, erguvan rengi havlular tasarlandığını, konsepte uygun sabunlar üretildiğini dile getiren Ertem, eserin onarımının tamamlandığını, çevre düzenleme çalışmaları ile donanıma yönelik çalışmaların ise devam ettiğini söyledi.

Ertem, Hürrem Sultan Hamamı’nı, temmuz ayı başlarında halkın hizmetine sunmayı planladıklarını sözlerine ekledi.


Haber 365

+Devamını Oku

Ahi Çelebi Camii’nin su baskını çilesi bitmiyor

Çevresindeki zeminle kot farkı bulunduğu için birçok kez sular altında kalan Ahi Çelebi Camii’nin yıllar süren çilesi bitiyor. Uzun yıllar harap halde kalan ve bakımsızlıktan çökme tehlikesi yaşayan cami, restore edildikten sonra da su baskınlarıyla baş edemiyor. Yapılacak drenaj çalışmasıyla aşırı yağışlar sonrası yaşanabilecek su baskınlarının önlenmesi amaçlanıyor.

Evliya Çelebi’nin meşhur rüyasında kendisini içinde gördüğü cami olarak bilinen Ahi Çelebi Camii’nin çevre düzenlemesi yapılıyor. Eminönü’ndeki cami restore edilmesine rağmen kot farkı yüzünden birçok kez sular altında kalmıştı. Çevre düzenlemesini İstanbul Büyükşehir Belediyesi üstlendi. Cami, bir önceki restorasyon çalışmalarının ardından sular altında kalmıştı. Şimdi bir daha su baskını yaşanmaması için drenaj çalışması yapılıyor. Çalışmalar tamamlanınca zemindeki yağmur suyu camiye ulaşmadan alınacak ve camiyi artık su basmayacak. Denize doğru kayma olduğu tespit edilen tarihî yapının, zarar görmemesi amacıyla kıyı bandında çelik kazık çakılacak. Caminin Eminönü sahilindeki kısmında turistik amaçlı çalışan tekneler için de düzenleme yapılacak. Yıl sonuna kadar tamamlanması planlanan çalışmalarda Ahi Çelebi Camii’nin yakın çevresindeki 25 bin metrekarelik bir alanın çevre düzenlemesi de yapılıyor. 17 bin metrekaresini yeşil alan, 8 bin metrekaresini sert zeminli yürüme alanları oluşturuyor. Söz konusu alana yapılacak otopark İSPARK tarafından işletilecek.

uzun yıllar harap halde kaldı

Eminönü’nde Yoğurtçular Sokağı ile Değirmen Sokağı’nın birleştiği köşede bulunan Ahi Çelebi Camii’nin 1480-1500 yılları arasında yapıldığı tahmin ediliyor. Dikdörtgen plan üzerine, ikişer kemerle desteklenen tek kubbeli Ahi Çelebi Camii; Tabip Kemal Ahi Can Tebrizi tarafından yaptırılmış. Ahi Çelebi Camii, 17. yüzyılda yaşayan seyyah-ı âlem Evliya Çelebi’nin Peygamber Efendimiz’in elini öpüp heyecandan “şefaat” yerine “seyahat Ya Rasulallah” dediği, seyahatlerine ve meşhur Seyahatname’sini yazmasına sebep olan rüyasında kendisini gördüğü mekân olarak biliniyor.

Kanlı Fırın Mescidi ve Yemişçiler Camii olarak da bilinen Ahi Çelebi Camii, 2 Temmuz 1539 ve 18 Mayıs 1653 yıllarında iki kez yanmış ve 1892 depreminde de hasar görmüş. Tezkiret’ül Ebniye’de Mimar Sinan’ın eserleri arasında gösterilen ve uzun yıllar metruk haldeki cami restorasyon çalışmaları sonunda 2006’da tekrar ibadete açılmıştı.

Zaman

+Devamını Oku